RÖPORTAJLAR
Giriş Tarihi : 18-06-2019 06:20   Güncelleme : 18-06-2019 07:10

Savaş DURSUN : "Balıkçılıkta Avrupa'dan ilerideyiz" (2.Bölüm)

Geçtiğimiz günlerde, birinci bölümünü yayınladığımız Savaş DURSUN Röportajının ikinci bölümü de oldukça iddialı. Keyifli okumalar...

Savaş DURSUN :

 

Röportajın 1. Bölümü için TIKLAYINIZ...

II. Bölüm

 

OltaHaber : Eşiniz balık tutmanıza nasıl bakıyor? O da balık tutmayı seviyor mu? Çocuklarınızın ilgisi ne düzeyde?

Savaş Dursun : Eşim en başından beri saygı duyuyor çünkü ben bu işi 25 yıldır yapıyorum. Evlenmeden önce de balık tutkumu biliyordu ve evlendikten sonra da balıkçılığa olan ilgisi ve benim balık tutkuma saygısı daha da arttı. Özellikle de subaylık mesleğini bırakıp, kendi hayallerimin peşinde koşma kararı aldığımda da beni çok destekledi. Eğer onun desteği olmasaydı bu kadar rahat başaramazdım. O konuda hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz çok şükür. Eskiden ben bu işi part time yapıyordum şimdi tam zamanlı yapıyorum. Örneğin ben şurada orkinos sezonu başladı, bir hafta süreyle şuraya gidiyorum dediğimde hiçbir şekilde aramızda sıkıntı olmuyor ve eşim beni destekliyor.

Onun dışında eşim balık tutmayı seviyor. Küçük çocuklarımız olduğundan dolayı bir süredir beraber balığa gidemiyoruz. Ama inşallah çocukları biraz büyüttükten sonra, kaldığımız yerden birlikte avlarımıza devam edeceğiz. Hatta önceki dergilerde yayınlanan birçok av yazımda eşim de yer almaktadır.

 

Çocuklarımın biri dört buçuk yaşında, diğeri henüz bir yaşına gelmedi. Büyük oğlum balık tutmaya çok hevesli ama kesinlikle onu fiziki yeterliliği dışında bir ava zorlamıyorum. Biraz daha büyümesini bekliyorum. İki yaşından beri çeşitli avlarda yanımda yer aldı. Ancak onun da balıkçı olmasını isteyerek onu zorlamak en büyük korkumdur. Bu sebeple hiçbir zorlama olmadan ancak yönlendirme şeklinde, ileride onlar bu işi sever ve kendileri de yapmak isterlerse tabi ki onlara desteğim sınırsız olur. Ancak her insanın doğuştan ve yaradılıştan mizaçları farklı olabileceği için, gelecekte nasıl olacağını yaşayarak göreceğiz.

Olta Haber : Olta Haber olarak el ile üretilen balık malzemeleri ve balıkçılık konusundaki yeni ürün tasarımları ve üretimine azami öne veriyor ve kuruluş amaçlarımızdan birini de bu alandaki faaliyetleri lanse etmek olarak görüyoruz. Balıkçılık malzemeleri üretiminiz ve tasarımlarız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Savaş Dursun : El ile üretilen balıkçılık malzemeleri bizim için elbette çok değerli, hem sektörün gelişimi hem de ülkemizde amatör balıkçılığın gelişimi için önemlidir. Örneğin Akdeniz ülkelerinde İtalyanlar, İspanyollar ve bu alanda öne çıkmış diğer ülkelerin çok başarılı el yapımı markaları var. Bunların ürettiği seri üretim ürünler, Japon markalarından bile daha yüksek fiyatlara satılabiliyor. Bizim ülkemizde de bu alanda örnekler gösterilebilir. El ile yapılan ürünleri destekliyoruz ve ben elimden geldiğince fikir ve tasarımlarımla, renk seçimleri konusunda destek oluyorum. Ancak sonuçta bağlı olduğum, aramızda kontrat olan bazı markalar var. Biz çok yüksek sayıda, büyük hacimde iş ve üretim yaptığımız için, ürün üretimlerimiz genelde Çin’de gerçekleşiyor. Biz bu şekilde, en iyi tasarımları, en kaliteli ve doğru malzemeyi, en düşük fiyatlarla üreterek, ülkemize getirip tüketiciye ulaştırmayı hedefliyoruz.  İleride belki bu üretimleri Türkiye’de yapmak daha maliyetli ve uygun olduğunda, bazı üretim kanallarımızı ve fabrikalarımızı Türkiye’ye taşıyabiliriz. Bu da elbette değerlendirilebilir.

OltaHaber : Türkiye’de balık türlerinde ve sayılarında yaşanan gelişmeler ve balıkçılığın geleceği konusunda neler söylemek istersiniz? Görüş ve önerileriniz nelerdir?

Savaş Dursun : Türkiye’de balıkçılık aslında çok da gerilerde değil, hatta birçok Avrupa ülkesine göre bile daha ilerideyiz. Japonya menşeli LRF disiplini, ilk olarak İngiltere’de ortaya çıkmış olabilir ancak biz kısa sürede özellikle LRF disiplininde Avrupa’nın çok önüne geçtik. Onlar bizi takip ederler, bizim kullandığımız yemleri kullanırlar.

Ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olması, çok fazla iç su kaynağımızın olması, çok fazla tür çeşitliliğimiz hatta endemik balık türlerimizin de olması önemli rol oynuyor. Böylelikle biz her türlü avcılık disiplinini en etkili şekilde uygulayabiliyoruz. Avrupa’nın ise tatlı su avlaklarındaki tür çeşitliliği sınırlı. Hatta kuzey ülkelerindeki deniz türleri bizimkilerin yanına bile yanaşamaz. Bizde balık türlerinin azalmasının birinci sebebi, deniz kirliliğinden ziyade, çünkü deniz artık eskisi gibi kirli değil, her geçen yıl daha da temizleniyor. Arıtma tesisi olmayan hiçbir fabrika ve belediye yok diyebiliriz. Bu konuda benim balıkçılığa başladığım dönemlerde çok önemli gelişmeler oldu. Hatta balık türlerinde de artış gözlemleniyor. 1990-2000 yılları arasında balığın çok kıt olduğu bir dönem geçirdik. Tür çeşitliliği özellikle Marmara ve Karadeniz’de yok olmaya yüz tutmuştu. Sözkonusu yok olmaya gelmemizin sebebi ise aşırı avcılık, balık stokları üzerinde bilimsel çalışmalar yapılmadan hiçbir kota uygulanmadan, orantısız güçteki balıkçılık filomuzun denizden çıkan her şeyi boyutuna bakmadan tezgaha sunması. Bence en büyük sebep bu.

Ancak artık Devlet, büyük balıkçı filolarını para karşılığı hurdaya ayırarak geri çekme politikası uyguladı. Bu da, çok ciddi ölçüde fayda gösterdi. Denizlerimizde Karadeniz ve Marmara’da, hatta Ege ve Akdeniz’de büyük gırgır ve trol tekneleri avcılığa son verdi ve hiçbir tekneye de yeni ruhsat verilmedi. Ancak bir tekne ruhsatı ile birlikte satılarak yeni teknelerin ortaya çıkması sağlandı. Yani bir tekne emekliye ayrıldı ve bunun ruhsatını başka bir tekne satın alabildi. Bu şekilde balıkçılık filomuz, bundan 10 yıl öncesine göre ciddi şekilde küçüldü. Balık popülasyonu da her geçen yıl artıyor diyebiliriz. Buna Ege ve Akdeniz’deki kofanaların boyut ve miktarlarındaki artışı örnek gösterebiliriz. Ya da Marmara Denizi’nde, Haliç Körfezi’nde bile çupra, levrek, mırmır, baltabaş karagöz, sivri burun karagöz gibi Marmara ve Karadeniz’de artan türleri örnek gösterebiliriz. Hatta birkaç yıl önce 40 yıldır Marmara’da görünmeyen muazzam kalabalık uskumru sürüleri Marmara’da av verdi. Bunlar da güzel gelişmeler…

Röportajın üçüncü ve son bölümü 21 Haziran 2019 Cuma günü yayında...

NELER SÖYLENDİ?
@
HAVA DURUMU
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Avlarınızda Mera bilgisi paylaşır mısınız?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt