Bahadır AYOZ
Bahadır AYOZ
Giriş Tarihi : 05-06-2019 15:07
Güncelleme : 25-06-2019 06:26

Yerli Denizlerden Yabancı Göllere

Evleneli iki yıla yaklaşmış, oğlumuz neredeyse bir yaşına gelmişti fakat daha hiç eşimin memleketine gitme fırsatı bulamamıştık. Sonunda zaman ve imkan bulup gitmek zamanı gelmişti. Ömrü deniz kenarında geçmiş bir olta tutkunu olarak gittiğim yerdeki balık durumuna bakmamak olmazdı. Hemen internetten Moldova’da at çek tekniğiyle ne avlayabilirim diye araştırırken Sudak ve Perch avı yapabileceğimi öğrendim. Tatlısu avcılığı hakkında tecrübelerine güvendiğim arkadaşlardan da mümkün olduğunca bilgi toplayıp uygun takımları hazırladım.

Havaalanına indiğimizde baldızımın bizim için ayarladığı taksicimizle buluştuk, eşyalarımızı araca yüklerken taksicinin ‘’Türkiye’den buraya bazukayla geldiğine göre sen de balık hastasısın anlaşılan’’ demesiyle onun da sıkı bir oltacı olduğu belli oldu. Yolumuzun üzerindeki gölleri geçerken her birinde hangi balıkların av verdiğiyle ilgili konuşarak mümkün olduğunca ondan da bilgi toplamaya çalışarak Gagauz Yeri Özerk Cumhuriyeti’nin Kazayağı köyüne vardık.

İlk iki gün aile ve akrabayla tanışıp kaynaşmayla geçirirken eşimin kuzeni Grişa’nın da olta tutkunu olduğunu öğrendim ve beraber ava gitmek için sözleştik. Artık bir badim de vardı ve gün boyu sıkılmadan balıkta geçirebilecek kapasitedeydi.

İlk gün Grişa ile gün ağarmadan büyük Tarakliya gölüne gittik. Silikon yemlerle atışlara başladım, kıyı kıyı gezerek mümkün olduğunca fazla bölgeyi taramaya çalışıyordum, yanımda hem hafif hem orta sıklet takım ile bir küçük silikonları bir orta boy silikonları denedim durdum. Sonuç alamayınca Grişa’nın yanına döndüm.. Mısır taktığı oltasıyla İsrail sazanlarını topluyor, ‘’Senin bu yemlerle işin zor gel mısır vereyim’’ diye dalga geçiyordu.

Bir yandan beni ilk defa tanıyan insanların gözünde komik duruma düşüyordum bir yandan da bana tatlısu avları hakkında bilgi veren Türkiye’deki arkadaşlarım dalga geçmeye başlamıştı. Durum vahimleşmiş,  gurur meselesi halini almaya başlamıştı.

Üçüncü gün öğleden sonra Grişa’yı aradım, bugün de akşam suyu yapalım dedim ama erken gidelim. Bana hiç inancı kalmamıştı ama misafire yok demek gibi bir adetleri de yoktu sağolsun hemen geldi. Kayınpederimin götürdüğü gölde hem Sudak hem Perch olduğuna inanmıştım ve göl küçük olduğu için balıkla karşılaşma şansımın daha yüksek olduğunu düşündüm ve yine o küçük göle gittik.

Hafif takımla önce küçük silikonlarla başladım denemelere sonuç alamayınca istavrit avında kullandığım mikro maketler aklıma geldi. Hafif batırıp mümkün oldukça sarmadan olduğu yerde zıplatmaya başladım, çok batırdım herhâlde otlara takıldı ağırlaştı derken önce hafif kafa darbeleri hissettim sonra mücadele artmaya başladı,  o ne heyecan! Oltamın ucunda ilk defa bir Tatlısu avcısı! Sanki hayatımın trofesini çeker gibi heyecanlıyım. Grişa’nın yüzünde büyük bir şaşkınlık, ilk defa şahit olduğu bir avlanma şekli. ‘’yem ağzında mı yoksa bir yerine mi takılmış’’ diye soruyor hala. Onun şaşkınlığı geçmeden bir tane daha almamla,  çaresiz ‘’demek ki oluyormuş!’’ dedi Grişa.

Güneşin ufuğa yaklaştığını görünce hafif takımı bir kenara bırakıp Sudak için orta sıklet takımımı alıp 8-10 santimlik batan maketlerle başladım denemelere. Güneş ufukta kaybolunca maketleri bir kenara bırakıp sarışın silikonumu taktım.  Kuvvetli bir atışla ince uzun yapılı Küçük Göl’ün nerdeyse karşı kıyısına ulaştırdım silikonu, dipten bir zıplat iki zıplat derken daha gölün derin kısmına varmadan bir ağırlık ve agresif bir balık iğnede! Tüylerim diken diken! Kafa darbeleri gayet kuvvetli ve hiç durmuyor, kamış zangır zangır ‘’Aldın! Aldın! Bu kesin sudak!’’ diye bağırıyor Grişa. Benim kalbim ağzımda, kamıştan çok ben titriyorum!  Ve işte geliyor yan yatarak kıyıdaki otların üzerinden, ama o ne güzellik! Fotoğrafları saymazsak gördüğüm ilk sudak kendi tuttuğum oluyor, göğsüm kabarıyor, mutlu ve gururluyum! Köye artık rahat dönebilirim; ’’hadi Grişa gidelim!’’

Evin önünde arabadan inerken kapı önünde kayınpederim ve arkadaşları oturuyor; ‘’ ne o Bahadır tuttun mu turnayı?’’ herkes kahkaha atarken ben bagajdan önce Sudağı sonra Perch’leri çıkarıyorum göğsümü gere gere. Tebrikler şaşkınlığa karışık. Kayınpederimin ‘’Ben size demedim mi benim damadım kafasına koyduğunu yapar!’’ demesiyle yine bir kahkaha tutuyor mahalleyi.

Bahadır AYÖZ

 

NELER SÖYLENDİ?
@
HAVA DURUMU
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Amatör Balıkçılık Spor mu yoksa Hobi midir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Hanımdan nasıl izin alınır :)
E-Bülten Kayıt