Adnan KASAPCI
Adnan KASAPCI
Giriş Tarihi : 19-09-2019 13:56
Güncelleme : 20-09-2019 15:47

Önce Balık biter, sonra bitmez sanılan herşey…

 

“Bu yıl balık yok…

Balık günden güne azalıyor…

Eskiden ne balıklar vardı...”

Yıldan yıla balık nesli tükeniyor, balık azalıyor ve bitiyor. Yakın geçmişte sadece Marmara Denizi’nde 150 tür balık çıkarken bugün 5 tür balık çıkıyor ve bu balıklar da oldukça azalmaktadır. Farkında mısınız? Balık Bitiyor…

Klasik Ortadoğu zihniyetinin bir göstergesi olan "havalecilik" anlayışı, yazıktır ki bizim toplumumuzda kendisine genişçe yer bulmaktadır. Toplumumuz, çoğunlukla sorunların çözümünü ya Allah'a yada Devlete havale ederek, üzerindeki sorumluluktan kaçmakta ve sorunları "havale" etmektedir.

Balık trol ve gırgır teknelerinin çalışan ve sahiplerine sormak lazımdır ki, Balık biterse sizler ne tutacaksınız ve kime neyi satacaksınız?

Balık hal ve tezgahtaki satıcılara soralım, Balık biterse tezgahlarınıza ne koyacak, ne satacaksınız?

Olta malzemesi satan distribütör ve bayilere soruyorum. Denizlerimizde ve tatlı sularımızda balık biterse, kime ne malzemesi satacaksınız? O çok kaliteli malzemelerden yapılmış harikulade makina, kamış ve oltalarınızı, bilmem kaç LB çekerli kopmaz iplerinizi, sahte yemlerinizi kime satacaksınız?

Ve bu meseleye en çok sahip çıkması gereken;

Balığı ve balıkçılığı seven, avına ve avlağına saygı duyan olta balıkçılarına soruyorum... Denizde ve tatlı sularımızda balık biterse, ne tutacaksınız? Balık biterse, Balık tutkunuzun yerine hangi hobiyi koyacaksınız? Olta malzeme koleksiyonculuğu da bir hobi sayılabilir, öyle değil mi?

Ve siz, biz ve hepimiz dahil sormak lazımdır ki... Denizlerimizde ve tatlı sularımızda balık biterse, zaten sürekli ithal edilen ve günden güne pahalılaşan et ihtiyacını ne ile ikame edeceksiniz? Et hayal, balık bitti ve tavuk tavuk nereye kadar?

Bu sorulara artık bizler dahil hepimizin ve dahi bütün tarafların cevap verme zamanı geçiyor... Balık Bitiyor... 10 yıl sonra bu balıklar hayal olacak ve bizler yine sorunları biryerlere "havale" edeceğiz...

"Denizde balık bitmez"

"Olta ile tutulan balıktan bir zarar gelmez"

"Küçük balık olsa ne olur, Balık işte"

"Benim tek başıma alacağım tedbirden ne olabilir ki, yan taraftaki adam kovayı küçücük balıklarla doldurmuş"

"Bana ne, ben balığımı tutarım, gerisi beni ilgilendirmez"

"Bakın boğaza trol ve gırgır teknesi ile dolu her taraf"

"Göl ve akarsularda binlerce metre ağ var, onlara birşey demiyorsunuz"

Vesair, vesair…  Bu zihniyetteki bir insanın herşeyden önce insanlığı şüphelidir.

Peki ne yapmalıyız?

Ülkemizde Denizcilik ve Balıkçılık Bakanlığı ivediyetle kurulmalı.

Su Ürünleri Kanunu yeniden düzenlenmeli. Balıkçılık konularındaki bütün unsurlar yasal düzenleme ile en başından ve yeniden tanımlanmalı,

Trol ve Gırgır teknelerinin sayıları azaltılarak avları yasal düzenlemeler ile disiplin altına alınmalı ve denetimler yoğunlaştırılmalıdır. Teknelerin balık hallerine getirdikleri balıklar kontrol edilmelidir.

Olta Balıkçılığı yapacak olan herkesin mutlaka Amatör Balıkçı Belgesi almaları zaruridir. Sözkonusu belge süreci kurs ve eğitim akabinde yapılacak bir sınav ile yürütülmeli, dernekler ve yasal kuruluşlar ile sürekli denetlenmelidir.

Vatandaş ihbarlarının yasal makamlarca anlık olarak değerlendirilerek harekete geçilmesi ve sonuçlandırılması gerekmektedir.

Yürürlüğe konacak kanunlara kasten muhalefet edenler hakkında ciddi para ve hapis cezaları olmak üzere caydırıcılığı artıracak müeyyideler uygulanmalı.

Halkımızın balık tezgahlarında gördüğü o küçük balıkları fiyatı ne kadar da uygun olursa olsun, kesinlikle satın almaması gerekmektedir.

Başta İstanbul Boğazı olmak üzere birçok deniz ve tatlı sularımızda en az 2 yıl av yasağı getirilerek olta balıkçılığı dahi engellenmelidir.

Su Ürünleri Yönetimi ve Üniversiteler olmak üzere bu süreçte olabildiğince çok deniz ve tatlı su yavru balık yetiştiriciliği yapılarak bu yavru balıklar denizlere ve tatlı sulara salınmalıdır.

Kısacası balık özelinde, denizlerimizi ve tatlısularımızı namusumuz gibi korumalı ve yaşatmak için gereken herşeyi yapmalıyız.

Yapılabileceklerin listesini daha da uzatmamız mümkün. En başta kaç tanemiz ilgili bakanlıklara, kurum ve kuruluşlara, TBMM veya CİMER'e bu konuda yazabiliriz? Hem güzelce derdimizi anlatsak, yazsak bize bir yükü veya maliyeti mi var???

Bununla birlikte; her türlü farklı fikir ayrılıklarını, şahsi husumetleri, particiliği ve ideolojik zihniyetleri, dini, kültürel ve farklılık oluşturan bütün anlayışları bir kenara bırakarak aklımızı başımıza toplama zamanıdır. Bu topraklarda hep birlikte ve bizler yaşıyoruz. Yarın çocuklarımız bu balıkları göremeyecek ve bizler mezarlarımızda dahi sebebini bilmediğimiz türlü nedenlerle birbirimizi suçlamaya, çözümü ise "havalecilikte" aramaya devam edeceğiz.

Meselenin esaslarını oluşturan çevre kirliliği ve 7.kıta boyutu, küresel ısınma ve iklim değişiklikleri, başta boğazda yaygınlaşan gırgır ve trol avcılığı, avlanabilir balık boyu ve derinliklerinde yapılan değişiklikler, ışıkla avlanma, tatlı sulara dinamit atılması ve elektrik verilmesi konuları herbiri başlı başına makaleler konuları ve apayrı ele alınması gerekmektedir. Esas olan, bilinç ve vicdandır.

Denizlerimizde ve tatlı sularımızda balığın bitmesi meselesi ne Devlete ne de Allah'a havale edilecek bir konu değildir. Bu iş önce "vicdan" sonra da "bilinç" meselesidir. Toplumun her bireyinin el ele vererek çözebileceği bu meselede, vicdanı olan ve bilincini yitirmemiş herkesin bu durum karşısındaki gerekli duruşu ve tarafı bellidir.

Hep deriz, insan ölür ancak insanlık baki kalır... Bu sözlerimizin muhatabı vicdan ve bilinç sahibi, içinde insanlığı yaşatan herkestir. Sorunlar karşısında üç maymunu oynayıp, korkanlar ve çözümleri oraya buraya "havale" edenler değil.

Önce Balık biter, sonra bitmez sanılan herşey! Sularımızda Balık bitiyor, farkında mısın? Sen hangi taraftasın?

Geleceğimiz için #BalıkBitmesin

Adnan KASAPCI

 

NELER SÖYLENDİ?
@
HAVA DURUMU
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Misina ağlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt