Yıldıray ÇINAR
Yıldıray ÇINAR
Giriş Tarihi : 12-10-2019 08:48

Balığa kim ile gidilir?

 

Balığa kim ile gidilir?

Arkadaşınla mı? Dostunla mı? Tanıdıklarınla mı? Ya da hiç tanımadığın biriyle mi?

Dünya'ya gelir gelmez başlamadık balık avına. İş hayatının verdiği stres, yaşam hayatının verdiği yorgunluk, tesadüfen oluşan olaylar, bazen nadir karşılaştığımız hikayeler bizim bu hastalığa yakalanmamızın sebebi oldu.

Bilgi sıfır, tecrübe eksilerde geziyor. Bu işi gösterecek bir tanıdıkda yok. Eee baktık iş başa düştü. Başladım, sanal alemde forumları, yazıları didik didik araştırmaya. Telaffuz edemediğim, ne olduğunu anlamadığım kelimelerle karşılaştım. Baktım bu böyle olmayacak, teoriden öteye gidemiyorum. Direk olayın içerisine girerek, doğaçlama yapmaya karar verdim. Besmeleyi çekip başladım bu işe. Öyle böyle derken, uzun zaman boyunca tek başına dolanıp durdum. 

Yalnızlık huzur veriyordu! Gerçi ben öyle sanıyormuşum. Issız yerlerde bir başına dolaşırken, tek başına takılmak, ürperti içinde dolaşmak, huzur vermeyip, korkuları artırıyordu.

İlk önce çevremdeki arkadaşlarımı alıştırayım dedim. Senelerin verdiği az buçuk tecrübemi onlara anlattım. Hadi beraber gidelim dedim. Tamam dediler. Düştük yollara, meralara...

Daha arabalara binmeden başlardı sıkıntılar. Ora uzak, şura toprak, ötesi çamur demeler... Alışırlar dedim. Sadece birazcık zaman, birazda bu hastalığı kapmaları gerekiyor, arkası muhakkak gelir diye düşünüyordum. Ama olmadı. Hatta balıkcılık çevremdeki arkadaşlarımın yanından bile geçmiyormuş. Piknik kafası ile yola düşüp. Ayyaş kafası ile dönme planları içindelermiş. Av disiplini mi? O da nedir? "Okulda bile disiplini takmayız biz" muhabbeti...

Balığa arkadaş ile gidilmeyeceğini sağolsunlar öğrettiler...

Dostlarımla gideyim dedim... Dostlar birlikte iken huzur bulduğum kişilerdi. Lakin onların sayısı, arkadaşlarım kadar çok değil, bir elin parmakları kadardı. Dostlarımıda tam anlamı ile tanıdığım için, bu hastalığa ben istiyorum diye katlanıp, zevkini tadını çıkaramayacaklardı. Sağolsunlar onları da es geçtim.

Balığa, gönlüm hoşolsun diye, dostlarımı zorla götürmenin anlamı olmazdı.

İlk baştaki olayıma geri döndüm. Bu sefer forum sitelerinden değil. Facebook'ta benim gibi bu işe gönül vermiş kişileri aramaya başladım. Onlarca gruba girdim. Yeni yeni insanlar tanıdım. Tanıştık. Aynı şehirde yaşadığım kişileri arkadaş edindim. Beraber zaman geçirmeye, ava gitmeye başladık. Birbirimizi tanıma faslı geçtikden sonra, bazılarında bazı gerçekler ortaya çıkmaya başladı bu defa...

Yeni meralar öğrenmek için kurulan arkadaşlıklarımı ararsınız. Malzemeye para vermeyim, onun bunun malzemesini kullanıyım diyeni mi... Maddiyatı yüksek kişilerin, kullandığı markalı malzemeleri böbürlene böbürlene anlatanımı. Vesair, vesair... Uzayıp gidiyor çıkar ilişkileri...

* Her zaman balık olmaz. Bazende dolaşıp gelirsin. Yanındaki kişi surat yapmayacak.

* Bıd bıd konuşmayacak

* Önceden yapılan planı programı, yola çıktığın vakit değiştirdiğinde bozulmayıp, "o zaman şu taraftan gidelim" diyen.

*Bulunduğun mera bazen hoşuna gitmez. Hadi malzemeleri toplayıp da, diğer meraya gidelim dediğinde, oltasını yere bırakıp, malzemeleri toplamaya başlayan.

*Baktık ki her şey mükemmel. Yemek yemeğe fırsat yok. Gerekirse biraz aç kalalım diyen.

* Her zaman, her konuda akıl alışverişi yapan.

*Sırf balıkta değil, diğer zamanlarda birlikte vakit geçirebilmek için can atan.

Daha sayamadığım onca güzelliği, bu hobiye başlamadan önceki arkadaşlarınızın ve dostlarınızın arasından, bulmanız imkansıza yakındır.

Arkadaşlık, tanışıklık ayrıdır. Dost apayrıdır... 

Bu dostluğu aynı yolda yürüdüğünüz kişilerde, sabırla azimle arayın. Mutlaka bulacaksınız. 

Ben (biz) buldum(k)...

Balığa gittiğin kişiye, canını ve malını emanet ediyorsun. ( Herkes ile gidilmeyeceğinin ilk sebebi budur.)

Dostça kalın, sağlıcakla kalın...

Rastgele.

Yıldıray ÇINAR

 

NELER SÖYLENDİ?
@
HAVA DURUMU
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Misina ağlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt