Peter SALVATORE
Peter SALVATORE
Giriş Tarihi : 09-06-2019 13:18
Güncelleme : 25-06-2019 06:27

Deniz Duyarlılığı ve Canlılık

Herkese merhabalar...

Bugün denizlerimiz, deniz duyarlılığı ve canlılık hakkında ki düşüncelerimi paylaşmaya çalışacağım.

Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, denizler hakkında gereken bilgi ve merak yok. Bunun gerçekten acı bir durum olduğunu düşünüyorum. Yaşadığımız coğrafyanın neden halen daha farkında değiliz ?

Peki ne zaman farkına varacağız? Bu farkındalığın gerçekleşmesi ve gelişmesi için daha ne gibi sorunlar yaşayacak, kaç tür balığın ve canlının yok oluşunu bakarkör vaziyette seyredeceğiz?

Ben ümitsizim ama yine farkındalığın artırılması halinde mutlaka bir şeylerin değişeceğine inanmak istiyorum. Denizlerimizden bu denli uzak yaşamamız, ilgisiz kalmamamızın nedeni bence aileden başlayıp, eğitimde denizlerimize, doğaya ve çevreye gereken önemin verilmemesine kadar uzayıp gider. Daha bir kaç gün önce akşam sahilde koşarken, inanın spordan tiksindim. O mangal kokuları, insanların yediği, içtiği şeylerin çöplerini fütursuzca orada bırakması, güzelim çimin renginin yeşilden çöl rengine dönmesi hatta denize atılması beni derinden üzüyor. Bu denli duyarsızlığın faturası gelecekte bizlere, bizler için olmasa da yeni nesillerin yaşama konforuna ağır darbe vuracaktır. Kısaca basit bir örneklemeyle bu döngüye nasıl zarar verdiğimizi anlatmaya çalışayım.

Çok sevdiğimiz martılara simit atmak artık olmazsa olmaz geleneklerimizden biri haline geldi. Bunda bir sorun yok. Doğanın kabul edeceği herşey doğa tarafından zaten kullanılır ama siz çok sevdiğiniz çocuklarınıza boyları kadar koca koca cips paketlerini ellerine verip hem onların sağlıklarına zarar verirken, o cips paketleri bittiğinde çöp tenekesi yerine denize attığınızda bir süre suyun üzerinde kalır sonra dibe batar ve gözden kaybolur. Bu noktada aile çocuğunun dikkatini çekmeli ve çocuğu yönlendirmelidir. Ama çok sevdiğimiz, saydığımız hekimler derler ya; “haftada üç gün balık yiyin”

O attığınız çöpler suyu yavaş yavaş zehirlemeye başlar. Üzerleri mikro organizmalarla kaplanarak zararlı bir ortam oluşturur. Bu davranışın masumane bir eylem olmadığı aşikar. Alüminyum cips poşetlerinin üstündeki kabuklulular, mikro organizmalar belli tür balıklar tarafıdan tüketilir ve oradan da insanlara sindirim yoluyla geçer. İşte bu döngüde; önce doğa, sonra da bizler zarar görmüş olacağız. Doğa kendini bir şekilde yenilerken biz zarar göreceğiz. Bu vermiş olduğum çok küçük bir örnektir.  Bunun gibi daha nicelerini sayabilirim.

Düşünün ki her yıl Marmara’nın canlı türü azalıyor ve bunu ısrarla sürdürürüyoruz. Yaratmış olduğumuz yıkıcı etkiler, nüfusun artması, yapılaşmanın hesapsız, plansız yürütülmesi ve bütün bu atıkların da denizlere basılmasıdır. Şimdi balık niyetine neler yiyoruz hep birlikte bir düşünelim? Takdiri size bırakıyorum.

Elbette bu türlerin yok olmasında, bilinçsiz avlanma (ki bunlarında başında durmaksızın yapılan trol avcılığı) gelir. Argarnacılık da bir trol çeşididir. Bu yollarla da denizleri kirletmekteyiz.

Bu denli üç tarafı denizlerle çevrili ve bir iç deniz olan Marmara da dahil sularımızı korumak varken niye gerekli özeni, titizliği göstermiyoruz? Denizi sadece bir su birikintisi olarak düşünüyorsak çok yanılırız. Ekosistemi bilen iyi biliyor. Ancak bizlere düşen görev de denizleri, canlıları yeni nesillere tanıtmak anlatmaktır.

Bence Milli Eğitimin, ilk okul birinci sınıftan itibaren denizler ve ekosistem şeklinde dersleri görselleri, belgeselleri olmalı. Başka türlü yeni nesile bir şeyler anlatabilmenin imkanı olmadığını düşünüyorum. Doğa ve çevre bilinci bir toplumda ne kadar artarsa, ileride karşılaşılacak çevresel faktörlerin de üstesinden o denli gelinmiş olunur. Aksi halde insan ırkının dahi ayakta kalması zor olur.

Düşünün ki, sahil yolunu denizi öteliyerek dolduruyorsunuz. Ama yapılan bu dolgu ile denizi daha çok sıkıştırıp onun basınç yükünü de artırıyorsunuz. Büyük bir felakette yapılan o dalgakıranların hiç bir faydası olmayacaktır.

Çocuklarımıza doğanın önemini sürekli vurgulamalı ve anlatmalıyız. Doğa ile entegre ne kadar uyumlu yaşayabilirsek hem neslimiz hem de sağlık ve huzurumuza katkı sağlayabiliriz.

Hepinize sağlıklı ve keyifli bir hafta dilerim.

Doğada ve mavide kalmanız dileğiyle.

Peter Salvatore

www.psalvatore.com

NELER SÖYLENDİ?
@
HAVA DURUMU
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Amatör Balıkçılık Spor mu yoksa Hobi midir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Hanımdan nasıl izin alınır :)
E-Bülten Kayıt